Victoria and Albert Museum, İstanbul’un tarihini Bizans ve Osmanlı imparatorlukları üzerinden anlatan büyük bir sergiye hazırlanıyor. "Constantinople to Istanbul: One City, Two Empires" adlı sergi, 7 Kasım 2026’da açılacak ve 9 Mayıs 2027’ye kadar ziyaret edilebilecek.
Müze, bu sergiyi Birleşik Krallık’ta İstanbul’un 1600 yıllık hikâyesini bütünlüklü biçimde ele alan ilk çalışma olarak tanımlıyor. Sergide Türkiye’deki kurumlardan ödünç alınan eserler de dahil olmak üzere 200’den fazla obje bir araya getirilecek.
200’den fazla eser sergilenecek
Gösterimde seramik karolar, mozaikler, sofra eşyaları, metal işçiliği ürünleri ve takılar bulunacak. Eserlerin önemli bir bölümü Topkapı Sarayı Müzesi gibi Türk kurumlarından ödünç gelecek.
V&A sözcüsü, serginin şehrin Bizans ve Osmanlı başkenti olduğu 1600 yıllık dönemi tek çatı altında anlatan ilk Birleşik Krallık sergisi olacağını söyledi. Açıklamada, gösterimin bu dönemi şekillendiren sanat ve kültür mirasına odaklanacağı vurgulandı.
Koç Grubu ana sponsor oldu
Serginin ana sponsorluğunu Türkiye’nin en büyük sanayi grubu Koç Grubu üstlendi. Metinde, Koç ailesinin ülkenin önde gelen sanat destekçileri arasında yer aldığı hatırlatıldı.
Koç Holding’in kurucusu Vehbi Koç’un torunlarından Ömer Koç’un antika ve çağdaş sanat eserleri topladığı belirtildi. Arter’in Vehbi Koç Vakfı tarafından desteklendiği ve Koç Grubu’nun İstanbul Bienali’nin de ana sponsorları arasında bulunduğu bilgisi paylaşıldı.
Sergi dört bölümde kurgulandı
Sergi, South Kensington’daki ana müze binasında dört bölüm halinde ziyaretçiye sunulacak. İlk bölüm olan "Grand Beginnings", kentin Roma döneminde ortaya çıkışını anlatacak.
Bu bölümde erken dönem saray ve kiliselerden mimari parçalar, yarı değerli taşlardan yapılmış kameolar, fildişi oymalar ve şehrin 1453 fethinden hemen önceki ve sonraki dönemini gösteren Batı el yazmaları yer alacak.
İkinci bölüm "Heaven on Earth", ibadet mekânlarına odaklanacak ve Ayasofya’nın gelişimini ele alacak. Sergi metninde, yapının altıncı yüzyılda Bizans İmparatoru Jüstinyen döneminde inşa edildiği ve Osmanlı fethinden sonra camiye dönüştürüldüğü bilgisi yer alıyor.
"Power and Reach" başlıklı üçüncü bölüm, Osmanlı sarayının barış ve savaş zamanlarında görsel ihtişam üzerinden otoritesini nasıl sergilediğini inceleyecek. Son bölüm "Life in the City" ise 19. Yüzyıla uzanarak İstanbul’un farklı dilleri, inançları ve sanat geleneklerini barındıran kozmopolit yapısını öne çıkaracak.
Nadir bir el yazması ilk kez sergilenecek
Serginin öne çıkan ödünç eserlerinden biri, Oxford’daki Lincoln College’a ait Lincoln Typikon olacak. 14. Yüzyıla ait, Virgin of Sure Hope Manastırı’nın resimli el yazması, altı on yıl sonra ilk kez kamuoyuna açılacak.
Serginin küratörlüğünü kıdemli küratör Tim Stanley ile proje küratörü Bella Radenovic yürütüyor. Müze, bu çalışmayla İstanbul’un tarihini sanat ve mimarlık üzerinden ayrıntılı biçimde sunmayı hedefliyor.