Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, il programı kapsamında bir otelde düzenlenen TÜRKONFED 27. İş Dünyası Zirvesi'nde Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yılmaz, ekonominin dayanıklılığını koruduğunu ve bu yıl olumsuz koşullara rağmen yüzde 3,3 büyümesinin beklendiğini söyledi.
Büyümenin kademeli olarak artmasının ve 2029'da yüzde 5 seviyelerine ulaşmasının öngörüldüğünü belirten Yılmaz, geçici olumsuz etkilerin ortadan kalkmasıyla enflasyondaki düşüş eğiliminin sürmesini beklediklerini ifade etti. Yılmaz, para, maliye ve gelirler politikalarının eş güdüm içinde uygulanmasıyla orta vadede yeniden tek haneli enflasyon oranlarına ulaşılacağına inandıklarını kaydetti.
Ekonomik göstergelere ilişkin değerlendirme
Yılmaz, makroekonomik temellerin sağlam olduğunu belirterek son 4 yılda depremler için 5,4 trilyon lira harcanmasına rağmen bütçe açığının milli gelire oranının makul seviyelerde kaldığını söyledi. Bu harcamanın bugünkü fiyatlarla 104 milyar dolarlık ek harcamaya karşılık geldiğini belirtti.
Cari açığın milli gelire oranının son yıllarda yüzde 2'nin altında bulunduğunu aktaran Yılmaz, bu oranın savaş etkisi nedeniyle bu yıl yüzde 2,6'ya çıkmasının beklendiğini ifade etti. Yılmaz, söz konusu artışın 0,7 puanının savaş etkisinden kaynaklandığını ve bu etki dışarıda bırakıldığında oranın yine yüzde 2'nin altında kaldığını söyledi.
Merkez Bankası rezervlerinin iyi bir noktaya geldiğini belirten Yılmaz, finans piyasalarının daha güçlü bir görünüm kazandığını dile getirdi. Sermaye piyasalarında sınırlı bir alanda geçici bir sorun yaşandığını söyleyen Yılmaz, bu konuda idari ve adli tedbirlerin alındığını, ilgili kurumların koordinasyon içinde çalıştığını ve yapısal bir sorun bulunmadığını ifade etti.
Ekonomik güvenlik ve enerji politikası
Yılmaz, temel önceliklerinin kritik alanlarda dışa bağımlılığı azaltmak, ekonominin stratejik kapasitesini güçlendirmek ve çoklu şoklara karşı dayanıklılığı artırmak olduğunu söyledi. Dışa bağımlılığı azaltmanın izolasyon anlamına gelmediğini belirten Yılmaz, küresel ticaret, yatırım ve teknoloji ağlarıyla ilişkilerin daha stratejik biçimde geliştirilmesini savundu.

Orta Vadeli Program'daki ekonomik güvenlik yaklaşımının Türkiye ekonomisini küresel risklere karşı korumaya yönelik bir perspektif sunduğunu belirten Yılmaz, dayanıklılık ile dışa açıklık, güvenlik ile rekabetçilik arasında denge kurulmasının önemine işaret etti.
Enerji ve doğal kaynaklarda arz güvenliğinin öncelikli alanlardan biri olduğunu kaydeden Yılmaz, yerli kaynakların aranması ve üretilmesinin yanı sıra enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesine ve depolama kapasitesinin artırılmasına devam edileceğini söyledi. Kritik mineraller, nükleer ve hidrojen teknolojileri ile enerji ve madencilikte kullanılan girdilerin yerlileştirilmesi için araştırma-geliştirme ve yurt içi üretim kapasitesinin artırılacağını belirtti.
Düşük karbonlu üretim kapasitesi, enerji verimliliği ve temiz teknoloji yatırımlarının ülkelerin küresel değer zincirlerindeki konumunu etkileyen başlıca unsurlar arasında yer alacağını ifade eden Yılmaz, COP31'in Türkiye'de gerçekleştirileceğini söyledi. Yılmaz, özel sektör ve sivil toplumun bu sürece aktif biçimde katılması gerektiğini dile getirdi.
Gıda, teknoloji ve dış ticaret öncelikleri
Gıda ve tarım sektörünü stratejik alanlar arasında gösteren Yılmaz, gıda arz güvenliğinin önceliklendirileceğini ve stratejik girdilerde yerli kapasitenin küresel şoklara karşı güçlendirileceğini belirtti. Orta Vadeli Program kapsamında gıda üretimi ve sosyal konut alanlarında arz yönlü tedbirler geliştirildiğini aktardı.
Yılmaz, savunma sanayisi, sağlık, yarı iletkenler ve yapay zeka başta olmak üzere kritik teknolojilerde araştırma-geliştirme ve ürün geliştirme faaliyetlerinin artırılacağını söyledi. Üretim ve yenilik kapasitesinin ülkenin refahını artıracak şekilde konumlandırılmasının planlandığını ifade etti.
Dış ticaret ve tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesini ekonomik dayanıklılığın önemli unsurlarından biri olarak nitelendiren Yılmaz, tek bir pazara, ürüne veya tedarikçiye aşırı bağımlılığın oluşturduğu risklerin azaltılacağını kaydetti. Geleneksel ihracat kalemleri ve mevcut pazarlar korunurken yeni ürünlere ve pazarlara yönelineceğini belirtti.

Bölgesel kalkınmada illerin ve bölgelerin farklı potansiyellerine göre hareket edilmesi gerektiğini söyleyen Yılmaz, yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun sektörlerle istihdam sağlayan sektörlerin birlikte geliştirilmesini istedi. Sermayenin Anadolu'ya yönlendirilmesiyle metropollerin daha yüksek katma değerli alanlara odaklanmasının ve Anadolu'nun ekonomik potansiyelinin güçlendirilmesinin mümkün olduğunu ifade etti.
Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin açıklama
Yılmaz, Terörsüz Türkiye sürecinde Meclisin komisyon çalışmasının ardından 467 milletvekilinin oyuyla yeni bir kanun kabul edildiğini söyledi. Bu gelişmenin geniş bir siyasi mutabakata işaret ettiğini belirten Yılmaz, kanunun silahların bırakılması ve örgütsel yapıların feshedilmesiyle başlayan iki aşamalı bir uygulama öngördüğünü ifade etti.
Yürütme bünyesinde kendi başkanlığında bir kurul oluşturulduğunu belirten Yılmaz, hukuk ve adalet, sosyal uyum ve entegrasyon, sahadaki tespit ve izleme ile silahsızlanma ve stratejik koordinasyon başlıklarında alt kurullar kurulduğunu söyledi. Bu kurulların sahadaki gelişmeleri takip ettiğini ve kurumlar arasındaki görevlendirmelerin yapıldığını kaydetti.
İlk aşamada sahada silahların bırakılması ve yapıların feshedilmesinin tespit edileceğini belirten Yılmaz, ardından Milli Güvenlik Kurulunun teyidinin bekleneceğini söyledi. Bu tespit ve teyit süreçleri tamamlanmadan ikinci aşamaya geçilmeyeceğini ifade eden Yılmaz, Meclis açıldığında konuyla ilgili bir izleme komisyonu kurulacağını ve yürütmenin gelişmeler hakkında Meclisi belirli aralıklarla bilgilendireceğini bildirdi.
Yılmaz, terörün gündemden kalktığı bir ortamdan tüm Türkiye'nin, özellikle Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde yaşayanların yarar sağlayacağını söyledi. Kamu yatırımlarının sürdüğünü belirten Yılmaz, güvenlik ve huzur ortamındaki iyileşmenin en fazla özel sektör yatırımları ile yatırım ortamını olumlu etkilemesini beklediklerini ifade etti.
Güçlü ekonominin güçlü toplumdan, güçlü toplumun da sürdürülebilir refah üreten ekonomiden beslendiğini belirten Yılmaz, yüksek katma değerli alanlardaki dönüşümün toplumsal refah ve huzura yansımasının öncelikleri arasında olduğunu söyledi. Yılmaz, ekonomik istikrarın korunması, üretici ve girişimcilerin desteklenmesi, ülkenin rekabet gücü ile sosyal refahının artırılması için çalışmayı sürdüreceklerini kaydetti.