Türkiye'nin biyometan üretiminde 2040'a kadar yıllık 10 milyar metreküplük teknik potansiyele ulaşabileceği belirtildi. BİYOYATDER Yönetim Kurulu Başkanı Cemil Direkci, bu hedefin hayvansal ve tarımsal atıkların biyogaz tesislerine yönlendirilmesiyle mümkün olabileceğini söyledi.
Türkiye'de 198 tesis bulunuyor
Türkiye'nin farklı bölgelerinde 101 biyogaz ve 97 çöp gazı tesisi faaliyet gösteriyor. Bu tesislerin biyometan üretim tesislerine dönüştürülmesi halinde yıllık karbon emisyonu azaltımının 18 milyon tona ulaşabileceği, tesislerin tam kapasiteyle çalışması durumunda ise bu miktarın 30 milyon tona çıkabileceği öngörülüyor.
Biyometan, organik atıklardan elde edilen biyogazın karbondioksit, hidrojen sülfür ve nem gibi safsızlıklardan arındırılıp zenginleştirilmesiyle üretilen, doğal gaz niteliğinde yenilenebilir bir yakıt olarak tanımlanıyor.
Üretim için 2040 projeksiyonu
Direkci, Türkiye'nin ideal kapasitede çalışması halinde 2030'a kadar 3 milyar metreküp, 2035'e kadar 5 milyar metreküp ve 2040'a kadar 10 milyar metreküp yerli ve yenilenebilir biyometan üretmesinin teknik olarak mümkün olduğunu ifade etti.
Hayvansal ve tarımsal atıkların açık alanlarda veya lagünlerde depolanması sırasında metan gazının kontrolsüz biçimde atmosfere salındığını belirten Direkci, atıkların toplanarak biyogaz tesislerine yönlendirilmesiyle emisyonların kaynağında önlenebileceğini kaydetti.
Alım garantisi önerisi
Direkci, tarımsal ve hayvansal atıklarla çalışan biyogaz tesislerinde üretilen biyometan için en az 12 yıl süreli alım garantisi verilmesini önerdi. Alım fiyatının megavatsaat başına 60 avro taban fiyatından başlatılması ve her yıl Euro Bölgesi enflasyon oranında artırılması gerektiğini söyledi.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması ile alanda ilerleme sağlandığını belirten Direkci, lisanslı biyogaz tesislerinin yıllık 10 milyon ton organik atığı işlediğini ve 18 milyon ton karbon emisyonunu engellediğini ifade etti.
Direkci ayrıca biyometan üretim lisansı alan tesislerin, teknik düzenlemelere uymaları şartıyla ürettikleri gazı doğrudan piyasaya satabilmesi veya ihraç edebilmesi gerektiğini söyledi. Bu altyapının lojistik yakıtında fosil yakıt ithalatına bağımlılığı azaltabileceğini ve Avrupa Birliği ile ticarette karbon merkezli gümrük maliyetleri açısından etkili olabileceğini dile getirdi.