Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2025 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi hakkında milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Yılmaz, 2027 bütçesinde emeklileri önceliklendirdiklerini belirterek, emeklilere enflasyonla gelecek artışın üzerinde bir imkan sağlanmasını esas aldıklarını söyledi.
Bu kapsamda bütçe açığı beklentisinin yüzde 3,1'den yüzde 3,5'e çıkarıldığını aktaran Yılmaz, bütçedeki imkanların emekliler için kullanılacağını ifade etti. Çalışmanın yalnızca en düşük aylık alan emeklilere yönelik olmadığını, daha genel bir çerçevede ele alındığını kaydetti.
Yılmaz, emeklilere yönelik düzenleme için ilgili kurumlarla alternatifler üzerinde teknik çalışmalar yürütüldüğünü, sürecin henüz tamamlanmadığını belirtti. Enflasyona bağlı otomatik artışların dışında bu alanın kanunla düzenlenmesi gerektiğini söyledi.
Çalışmaların bütçe sürecinin ardından olgunlaştırılarak Meclisin takdirine sunulacağını ifade eden Yılmaz, sosyal güvenlik sisteminin bütün toplumu ilgilendirdiğini ve düzenlemenin titiz bir çalışmanın ardından Meclis gündemine getirileceğini dile getirdi.
Ekonomi ve kamu politikaları değerlendirmesi
Yılmaz, dünyada jeopolitik gerilimlerin, risklerin ve belirsizliklerin arttığını belirterek, Türkiye'nin bu dönemde hem güçlü hem de haklı konumunu koruma çabasında olduğunu söyledi.
Yapay zekanın ekonomik ve toplumsal dönüşümün önemli unsurlarından biri haline geldiğini kaydeden Yılmaz, devletin ve kamunun değişen koşullarda daha etkin bir rol üstlenmesi gerektiğini ifade etti. Serbest piyasa ve rekabetin esas olduğunu belirten Yılmaz, stratejik alanlarda kamu-özel sektör işbirliğinin daha geniş bir çerçevede ele alınması gerektiğini savundu.
Türkiye ekonomisinin büyüme ve istihdam üretmeye devam ettiğini söyleyen Yılmaz, son çeyrek asırda Türkiye'nin yıllık ortalama büyüme oranının yüzde 5,3, dünya ortalamasının ise yüzde 3,5 olduğunu belirtti. Yılmaz, 2020-2025 döneminde Türkiye'nin ortalama büyümesinin yüzde 5,2, dünya ekonomisinin ortalama büyümesinin ise yüzde 3 olduğunu aktardı.
Yılmaz, yıllıklandırılmış verilere göre mal ihracatının 284 milyar dolara, hizmet ihracatının 125 milyar dolar seviyesine yaklaştığını ve toplam mal ve hizmet ihracatının 410 milyar dolara ulaştığını söyledi.
Cari açığın milli gelire oranının bu yıl yüzde 2,6 olmasının beklendiğini belirten Yılmaz, geçici etkilerin ortadan kalkmasıyla bu oranın gelecek yıldan itibaren yeniden yüzde 2'nin altına gerilemesinin öngörüldüğünü ifade etti. Bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 3-3,5 bandında bulunduğunu, kamu borcunun milli gelire oranının ise yüzde 22 civarında olduğunu kaydetti.
Türkiye'nin yaklaşık 170 milyar dolarlık rezervi bulunduğunu belirten Yılmaz, bankacılık sisteminin sermaye yeterlilik oranları bakımından yüksek ve sağlıklı bir yapıda olduğunu söyledi.
Dayanıklılık ve bölgesel kalkınma vurgusu
Yılmaz, bütçenin neden "dayanıklılık, refah ve dönüşüm bütçesi" olarak tanımlandığını açıklarken, milli ve yerli üretimin artırılması, tedarik kaynakları ile pazarların çeşitlendirilmesinin ekonomik dayanıklılık açısından önem taşıdığını belirtti.
Yeşil ve dijital dönüşümün sanayi, tarım, hizmetler ve üretim alanlarında uygulanması gerektiğini ifade eden Yılmaz, Kalkınma Yolu, Zengezur ve Orta Koridor projeleri ile bölgesel ulaşım hatlarının kalkınmaya katkı sağlayacağını söyledi. GAP, DAP, KOP ve DOKAP kapsamında yatırımların sürdürüleceğini kaydetti.
Özel sektör yatırımlarının istihdam ve ihracat açısından önemine dikkati çeken Yılmaz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yatırım ortamının güçlenmesinin bölgesel kalkınmayı destekleyeceğini belirtti.
Yılmaz, 2021-2026 döneminde enerji sübvansiyonları için bütçeden 3,9 trilyon lira kaynak aktarıldığını, bu tutarın 74,9 milyar dolara karşılık geldiğini söyledi. 2027 yılı bütçesinde enerji sübvansiyonları için 605 milyar lira ayrıldığını ifade etti.
Dolaylı vergilerin toplam vergiler içindeki payının 2024'te yüzde 65,8, 2025'te yüzde 62,4 olduğunu belirten Yılmaz, bu oranın 2026'da yüzde 59,4'e gerilemesinin beklendiğini aktardı.
Sosyal harcamalar
Yılmaz, sosyal harcamalardaki artışın yoksulluğun arttığı anlamına gelmediğini savundu. Sosyal devlet anlayışının güçlenmesiyle 65 yaş üstü vatandaşlara yönelik ödemeler, engellilere sunulan hizmetler ve sosyal konutlar dahil olmak üzere birçok alanda desteklerin artırıldığını söyledi.
Türkiye'de sosyal devlet uygulamalarının son 25 yıllık dönemde güçlendiğini belirten Yılmaz, sosyal kesimlere yönelik desteklerin artırıldığını ifade etti.