2017'deki Kore krizi: 'Çılgın adam'ın ilk işareti
ABD'nin eski Ticaret Temsilcisi Robert Lighthizer, 2017 sonbaharında dönemin Başkanı Donald Trump'a Güney Koreli müzakerecilerin taviz vermediğinden şikayet etti. Trump'ın yanıtı kısa ve net oldu: "Beyaz Saray'daki çılgın adamın her an anlaşmayı yırtmaya hazır olduğunu söyle. " Axios'un aktardığı bu olay, Trump'ın müzakere stratejisinin temel taşını oluşturdu.
Nixon'ın 'çılgın adam' mirası
'Çılgın adam' teorisi, 1969'da Başkan Richard Nixon döneminde Vietnam Savaşı sırasında ortaya çıktı. Kuzey Vietnam ile Paris'teki müzakereler tıkanınca, Nixon ekibi Sovyetler Birliği'ne, başkanın öfkeden ne yapacağının belirsiz olduğu ve nükleer seçeneğe başvurabileceği mesajını sızdırdı. Hatta ekim 1969'da nükleer silah taşıyan B-52 bombardıman uçakları Sovyet hava sahası yakınlarında uçurularak radar aldatmacası yapıldı. Nixon'ın Özel Kalem Müdürü Bob Haldeman'ın anılarında aktardığı bu strateji, rakibi belirsizlikle sindirmeye dayanıyordu.
Trump'ın farkı: 'Anlaşma Sanatı' devrede
Trump ise Nixon'ın taktiğini 1987'de yayımladığı 'Anlaşma Sanatı' kitabındaki emlak tüccarı içgüdüleriyle harmanladı. Kitabında "insanların hayallerine oynadığını", "büyük, en büyük ve en etkileyici görünenlere hayran olduğunu" yazan Trump, "masum abartı"yı meşru bir pazarlama aracı olarak görüyor. Müzakerede ise en kötü şeyin ne kadar istekli olduğunuzu belli etmek olduğunu, karşı tarafın onsuz yaşayamayacağı kozlara sahip olmanın gücüne vurgu yapıyor.
NATO'yu masaya yatırmak, Meksika'yı tehdit etmek
Trump, başkanlığında bu yaklaşımı küresel çapta uyguladı. İlk döneminde NATO müttefiklerinden daha fazla savunma harcaması talep ederken, doğrudan ittifaktan çekilme tehdidinde bulundu. 2019'da Meksika'yı göç konusunda sert gümrük tarifeleriyle tehdit ederek birkaç gün içinde sınıra on binlerce asker göndermeye zorladı. Her iki durumda da kaos ve belirsizlik yaratarak taviz kopardı.
Süleymani kararı: En uç seçeneğin cazibesi
Trump'ın 'çılgın adam' refleksi en net şekilde Ocak 2020'de İranlı General Kasım Süleymani'nin öldürülmesi kararında görüldü. Pentagon, Irak'ta bir Amerikalının ölümüne yanıt seçenekleri sunarken, geleneksel olarak en uç seçeneği -Süleymani'nin hedef alınması- diğerlerini daha makul göstermek için listeye koymuştu. Ancak Trump, generallerin beklemediği şekilde tam da o opsiyonu seçti. New York Times'ın aktardığına göre bu, "kırmızı çizgilere bağlı kalmayan bir başkan" mesajı vermeyi amaçlıyordu.
'Schedule F' ile devlete kontrol
İlk döneminde bürokrasinin direnciyle karşılaşan Trump, ikinci döneminde "Schedule F" planıyla federal hükümet üzerinde tam kontrol kurmayı hedefledi. Binlerce üst düzey memurun işten çıkarılabilmesini kolaylaştıran bu plan, müzakere masasında daha da öngörülemez olmasının önünü açıyor.
Atlantik'ten Pasifik'e: Yeni düşman Çin
Trump için asıl rakip Çin. Ona göre NATO, Avrupalı "beleşçilere" akan bir kayıp; Çin ise Amerikan işçi sınıfının işlerini elinden alan dev bir fabrika. Çin'e karşı çok taraflı ittifaklar yerine doğrudan, kafa kafaya bir mücadeleyi tercih ediyor. Gece yarısı tweet'leriyle Çin Devlet Başkanı'nı övüp sabah gümrük duvarlarını yükselterek tedarik zincirlerini altüst ediyor. Bu "belirsizliği silahlandırma" taktiği, yatırımcılar için mayın tarlasına dönen bir ortam yaratıyor.
İran Savaşı: Her iki yakaya mesaj
Trump'ın İran'a yönelik askeri hamleleri de çift amaçlı. Bir yanda Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimle Avrupa'ya "ya NATO faturasını ödeyin ya da kendi başınızın çaresine bakın" derken, diğer yanda petrolünü İran'dan alan Çin ve Hindistan'a enerji bağımlılıklarını hatırlatıyor. Yangını çıkarıp ardından üç katı fiyata yangın söndürücü satan bir tüccar gibi hareket ediyor.