• BIST10012.151
    -%0,94
  • DOLAR49,22
    %0,00
  • EURO55,21
    +%0,28
  • GRAM ALTIN6.631,08
    -%0,61
  • FAİZ%37,00
    -1,00
  • BİTCOİN82.402
    -%1,52
  • 12 Ekim 202619°
  • BIST10012.151
    -%0,94
  • DOLAR49,22
    %0,00
  • EURO55,21
    +%0,28
  • GRAM ALTIN6.631,08
    -%0,61
  • FAİZ%37,00
    -1,00
  • BİTCOİN82.402
    -%1,52
  • 12 Ekim 202619°
Daha Fazla Gör

Doha Büyükelçisi Mustafa Göksu veda ederken: Türkiye ile Katar'ı ortak bir kader bağlıyor

Yayınlanma: 23.09.2026 Röportaj Yapan: Cabir el-Harami, Avatıf bin Ali (Al-Sharq)
Doha Büyükelçisi Mustafa Göksu veda ederken: Türkiye ile Katar'ı ortak bir kader bağlıyor

Türkiye'nin Doha Büyükelçisi Dr. Mehmet Mustafa Göksu, altı yıllık görevini tamamlarken Katar gazetesi Al-Sharq'a kapsamlı bir röportaj verdi. Göksu; ilişkilerin kapsamlı stratejik ortaklığa dönüşmesini, Yüksek Stratejik Komite'nin 11 toplantısında imzalanan 125'i aşkın anlaşmayı, savunma sanayiinde ortak üretime geçişi, Gazze, Suriye ve Afganistan'daki koordinasyonu ve Katar toplumuyla kurduğu dostlukları anlattı.

Bu metin, Al-Sharq'ın 7 Eylül 2026'da yayımladığı röportajdan soru-cevap düzeninde özetlenerek derlenmiştir; tam metin için Al-Sharq.

Altı yılın ardından

Altı yılın sonunda Doha'dan ayrılırken ne söylemek istersiniz?

Doha'nın büyükelçi olarak ilk görev yeri olduğunu, bu nedenle görevi büyük bir emanet olarak gördüğünü anlattı. Zamanla diplomasinin toplantı ve protokolden ibaret olmadığını, asıl işin bulunduğun ülkenin toplumunun güvenini kazanmak olduğunu öğrendiğini söyledi. En değerli kazancını şöyle özetledi: "Buraya ülkemi temsil etmeye geldim; bugün kardeşim olmuş dostlarla ayrılıyorum."

En büyük dönüşüm: karşılıklı güven

Görev süreniz boyunca ilişkilerdeki en önemli dönüşüm neydi?

İlişkilerin güçlü bir ikili ilişkiden kapsamlı ve çok boyutlu bir stratejik ortaklığa geçtiğini; siyaset ve ekonominin yanında savunma, güvenlik, eğitim, kültür, turizm ve medyaya yayıldığını belirtti. En önemli kazanımın bu ortaklığın kurumsallaşması, özellikle Yüksek Stratejik Komite olduğunu söyledi. Tek kelimeyle özetlemesi istense cevabının "karşılıklı güven" olacağını vurguladı.

Katarlı kurumlarla işbirliğini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Emir Şeyh Temim bin Hamed Al Sani'ye ve Başbakan ile Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani'ye kesintisiz destekleri için teşekkür etti. Katar Dışişleri Bakanlığı Protokol Dairesi Başkanı Büyükelçi İbrahim Fahro'yu ayrıca andı; özellikle pandemi günlerindeki desteğini hiç unutmayacağını söyledi.

Liderler ve Yüksek Stratejik Komite

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Emir Temim arasındaki ziyaretlerden aklınızda en çok ne kaldı?

Emir'in tevazuu ve güven veren tavrını, iki liderin görüşmelerinin resmî gündemi aşan samimiyetini öne çıkardı. Liderler düzeyindeki bu güvenin kendiliğinden hükümetlere, kurumlara ve halklara yansıdığını; her zirveden ilişkilerin emin ellerde olduğu kanaatiyle çıktığını anlattı.

Yüksek Stratejik Komite ilişkilere ne kattı?

Komitenin ilişkiyi tek tük görüşmelere bağımlı olmaktan çıkarıp düzenli gözden geçirilen kurumsal bir çerçeveye taşıdığını söyledi. Bugüne kadar 11 toplantıda 125'i aşkın anlaşma imzalandığını, bunların 67'sini kendi görev süresinde imzaladığını belirtti. Ancak asıl önemin anlaşma sayısında değil, iki liderin siyasi iradesini somut projelere dönüştürmesinde olduğunu vurguladı.

Zor günlerde dayanışma

İlişkinin gücünü en çok hangi anlarda hissettiniz?

Görevine pandemi günlerinde başladığını ve o dönemde de koordinasyonun kesilmediğini hatırlattı. 2022 FIFA Dünya Kupası'nda büyük Türk şirketlerinin altyapı projelerinde yer aldığını, Türkiye'nin güvenlik ve organizasyon desteği verdiğini anlattı. 2023 depreminde Katar'ın devlet ve halk olarak gösterdiği dayanışmayı, Gazze savaşı boyunca süren yoğun istişareyi, Katar'daki helikopter kazasını ve Baba Emir Şeyh Hamed bin Halife Al Sani'nin vefatını ilişkinin insani derinliğini gösteren anlar olarak saydı. "İttifakların sağlamlığı bolluk günlerinde değil, krizlerde sınanır" dedi.

Barış ve arabuluculuk

Türkiye ve Katar'ın Gazze, Suriye ve Afganistan'daki rolünü nasıl görüyorsunuz?

İki ülkenin, bölge krizlerinin güç diliyle ya da dışarıdan dayatılan çözümlerle çözülemeyeceği yönünde ortak bir anlayışa sahip olduğunu söyledi. Gazze'de Türkiye'nin, Katar'ın Mısır ve ABD ile birlikte yürüttüğü arabuluculuğa tam destek verdiğini; ortak hedefin 1967 sınırlarında, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devleti olduğunu belirtti. Suriye'de toprak bütünlüğü ve yeniden inşa konusunda tutumların örtüştüğünü, Afganistan'da ve Kabil-İslamabad diyaloğunda birlikte çalışıldığını anlattı. Katar'ın arabuluculuk deneyimiyle Türkiye'nin bölgesel ağırlığı birleştiğinde etkinin katlandığını, bölgenin stratejik boğazlar dahil kalıcı bir çatışma alanına dönüşmesine karşı çıktıklarını ekledi.

Savunmada ortak üretim

Askeri ilişkiler savunma sanayiine kadar nasıl ilerledi?

İlişkinin eğitim ve ortak tatbikatlardan, ortak kabiliyet geliştirmeye dayalı kapsamlı bir savunma ortaklığına geçtiğini söyledi. En önemli değişimin "ekipman satın alan-satan" ilişkisinden ortak geliştirme ve üretime geçiş olduğunu vurguladı. Katar'ın Türk savunma sanayiine yatırımlarını, Barzan Holding ile Türk savunma şirketleri arasındaki işbirliğini, Savunma Sanayii Başkanlığı ile Ar-Ge ve teknoloji transferi ortaklığını ve üçüncü ülke pazarlarına birlikte açılma hedefini örnek verdi. Ekim 2025'teki 11. Komite toplantısını ve Eurofighter Typhoon işbirliğini de hatırlattı. Bu işbirliğinin hiçbir bölgesel ya da uluslararası tarafa karşı olmadığının altını çizdi.

Ekonomi: 5 milyar dolar hedefi

Ekonomik ilişkiler hangi noktada?

Katar'da 1.000'den fazla Türk şirketinin, Türkiye'de ise yaklaşık 250 Katar şirketinin faaliyet gösterdiğini söyledi. Mal, hizmet ve yatırım ticaretini kapsayan Kapsamlı Ekonomik Ortaklık Anlaşması'nı (TEPA) stratejik bir sıçrama olarak nitelendirdi. Ticaret ve karşılıklı yatırımda 5 milyar dolar hedefini gerçekçi bulduğunu; teknoloji, ileri sanayi, enerji, gıda güvenliği ve dijital ekonomide büyük fırsat gördüğünü, bir sonraki adımın üçüncü ülkelerde ortak yatırım olması gerektiğini belirtti.

Eğitim, kültür, turizm

Halklar arasındaki bağlar nasıl gelişti?

Katar Üniversitesi, Lusail Üniversitesi, Doha Bilim ve Teknoloji Üniversitesi ve Katar Vakfı ile ortaklıklar kurulduğunu, 100'ü aşkın öğrencinin burs ve eğitim programlarından yararlandığını anlattı. Türk diplomatların Doha Yüksek Lisans Enstitüsü'nde eğitim almasını, büyüyen Türk toplumu için başlatılan yeni Türk okulu projesini gurur duyduğu işler arasında saydı. Pek çok Katarlının Türkiye'yi ikinci vatanı gördüğünü, bayram dönemlerinde Doha'ya gelen Türk turist sayısının da arttığını söyledi.

Katar toplumu ve Dünya Kupası

Katar toplumunda sizi en çok ne etkiledi?

Katar toplumunu anlatan ilk kelimenin "cömertlik", en yüksek değerin ise "vefa" olduğunu söyledi. Meclislerin sıradan bir buluşma yeri değil, saygı ve misafirperverlik okulu olduğunu anlattı. Bu değerlerin Türk halkının değerleriyle örtüştüğünü belirterek, Katar'dan valizinde insanlarla kurduğu ilişkileri ve güzel hatıraları götürdüğünü söyledi.

2022 Dünya Kupası Katar'ın uluslararası konumuna ne kattı?

Turnuvayı yalnızca Katar için değil tüm bölge ve İslam dünyası için tarihî bir an olarak nitelendirdi. Bir Orta Doğu ülkesinin böyle bir organizasyonu başaramayacağını düşünenlere Katar'ın icraatla cevap verdiğini, asıl mirasın dünyanın bölgeye dair kalıp yargılarının kırılması olduğunu söyledi.

Gelecek ve veda

İlişkilerin geleceğini nasıl görüyorsunuz, halefinize tavsiyeniz nedir?

Geleceğe iyimser baktığını; savunma sanayii, ileri teknoloji, enerji, eğitim ve turizmde yeni sıçramalar beklediğini, ancak asıl yatırımın gençlere, akademisyenlere ve girişimcilere yapılması gerektiğini söyledi. Arapçaya ve bölgeye hâkim olan halefinin görevi aynı güven, saygı ve kardeşlik ruhuyla sürdüreceğine inandığını belirtti. Veda sözlerinde Doha'ya bir gün resmî bir sıfat olmadan, ikinci vatanını özleyen bir dost olarak dönmeyi dilediğini söyledi.

Kapak fotoğrafı: Doha, West Bay — P. Hughes / Wikimedia Commons, CC BY 4.0

Tüm sosyal platformlarda paylaş