Çok taraflı kredi kuruluşları Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu (IMF), on yıllardır gelişmekte olan ülkelere, özellikle imtiyazlı kredi pencereleri aracılığıyla ticari borçlanmaya göre daha ucuz finansman sağlıyor. Ancak bu finansman genellikle hükümetlerin kamu mali yönetimini güçlendirmesi, vergi tahsilatını iyileştirmesi, şeffaflığı artırması ve ekonomilerini istikrara kavuşturacak önlemler alması gibi reform taahhütleriyle birlikte geliyor.
Destekçiler, bu tedbirlerin borç alınan fonların etkin kullanılmasına yardımcı olduğunu, yolsuzluk risklerini azalttığını ve ülkeleri daha derin borç sorunlarından koruduğunu savunuyor. Eleştirmenler ise bu koşulların, özellikle uygun fiyatlı finansman seçenekleri sınırlı ülkelerde, uluslararası kredi verenlerin iç politika kararları üzerindeki etkisini artırabileceğini söylüyor.
Ruto'nun eleştirisi
Kenya Devlet Başkanı William Ruto, Afrikalı ülkelerin dış finansman ararken bazen karşılaştığı geniş kapsamlı talepleri eleştirdi. Haziran ayında Afrika Ticaret ve Yatırım Geliştirme Sigortası (ATIDI) üyelerine verilen bir yemekte konuşan Ruto, "İnsanlardan borç almaya gitmek zor. Sizi her türlü şeye maruz bırakıyorlar. Şunu yap, git şu yasayı çıkar, cinsel yasalara ne dersin, onu yap, bunu yap. Aradığınız parayla hiçbir ilgisi olmayan şeyler" dedi.
Ruto'nun bu sözleri, Kenya'nın yakın zamanda Dünya Bankası'ndan sağladığı 750 milyon dolarlık finansman paketinin gündeme getirdiği tartışmaları yeniden alevlendirdi. Paket, geleneksel Dünya Bankası kredileri ile imtiyazlı fonları birleştiriyor ve yönetişim, kamu maliyesi, iklim direnci ve sosyal koruma alanlarında reformları şart koşuyor. Dünya Bankası'na göre bu finansman, mali sürdürülebilirlik ve dirençli büyümeyi desteklemeyi amaçlıyor.
Müzakere alanı daralıyor
Capital A Yatırım Bankası araştırma müdürü Churchill Ogutu, mali alan daraldıkça hükümetlerin müzakere gücünün azaldığını söyledi. Ogutu, "Finansman seçenekleri iyileştikçe koşullar daha az katı hale geliyor" dedi. Kenya'nın uluslararası tahvil piyasaları dahil alternatif finansman kaynaklarına yönelmesinin, koşullu kredilere bağımlılığı azaltma isteğini yansıttığını belirtti.
Reformların sosyal maliyeti
Afrika genelinde, uluslararası finansmana bağlı reformlar çoğu zaman vergi artışları, sübvansiyon kesintileri ve harcama kontrolleri gibi siyasi açıdan hassas tedbirleri içeriyor. Kredi verenler bu tür önlemlerin mali istikrarı sağlamak ve borç risklerini azaltmak için gerekli olduğunu savunurken, eleştirmenler yaşam maliyetini yükseltebileceğini ve zaten ekonomik zorluklarla mücadele eden haneler üzerinde baskı oluşturabileceğini ifade ediyor. Kenya'da 2024'teki vergi reformu protestoları sırasında onlarca kişi hayatını kaybetmişti.
Expertise Global'in genel müdürü Wangari Kebuchi, bütçeler sıkıştıkça ilk kesintilerin genellikle sosyal sektör bütçelerinden yapıldığını ve nüfusun en büyük bölümünü oluşturan çocukların sağlık, eğitim ve koruma sistemlerindeki zayıflamayla bu darbeyi aldığını söyledi.
Tarihsel tartışma
Nijerya 2023'te uzun süredir devam eden yakıt sübvansiyonunu kaldırdı ve döviz reformlarına gitti; bu süreçte nairanın değer kaybı ulaşım ve ithalat maliyetlerini artırdı. Gana ise 2022'deki borç temerrüdünün ardından kamu sektöründe işe alım kısıtlamaları, ücret kontrolleri ve harcama kesintileri gibi önlemler aldı. Eleştirmenler, 1980'ler ve 1990'lardaki Yapısal Uyum Programlarının kamu hizmetlerini zayıflattığını uzun süredir dile getiriyor.
Savunma ve çelişkiler
Standard Investment Bank araştırma müdürü Eric Musau, imtiyazlı finansmanın ülkelere daha ucuz borçlanma seçenekleri sunduğunu ve pahalı ticari borca bağımlılığı azalttığını söyledi. Musau, "Geri ödeme vadelerini uzatarak ve faiz oranlarını sübvanse ederek, bu imkanlar kamu borcunun acil maliyetini düşürüyor" dedi. Kenya gibi düşük kredi notuna sahip ülkeler için bu tür kredilerin önemli olduğunu belirten Musau, imtiyazlı kredilerin aslında sıradan vatandaşlara fayda sağlaması gerektiğini, imtiyaz bileşeninin en savunmasız kesimleri korumayı amaçladığını ifade etti.
Ancak Kebuchi, "Acı bir ironi var: Vatandaşlardan sağlık, eğitim, su ve sosyal korumayı finanse etmek için daha fazla vergi ödemesi isteniyor, sonra da vergi gelirleri hiçbir zaman hedeflere ulaşmadığı için aynı hizmetler için cepten ödeme yapmaları bekleniyor" diyerek durumun çelişkisine dikkat çekti.
Tartışmalar sürerken, Kenya ve diğer Afrika ülkeleri finansal destek ile ulusal öncelikler arasındaki dengeyi kurmaya çalışıyor. Birçok vatandaş için mesele, borçlanmanın teknik koşullarından ziyade bu tercihlerin gündelik yaşamda ne anlama geldiği.