IURES 2026 Kongresi'nde ürolojik cerrahinin geleceğinde yapay zeka destekli teknolojiler, robotik sistemler, telecerrahi ve kişiye özel tedavi planlamalarının belirleyici olacağı vurgulandı. Kongrede, hastanın üç boyutlu dijital ikizi üzerinde ameliyatın önceden planlanabildiği ve sanal ortamda prova edilebildiği yeni uygulamalar anlatıldı.
IURES 2026 Kongre Başkanı Prof. Dr. Burak Turna, ürolojide hedefin hastalığı tedavi ederken organ ve vücut fonksiyonlarını mümkün olduğunca koruyan, kişiselleştirilmiş ve teknolojiyle güçlendirilmiş tedaviler olduğunu söyledi.
Robotik cerrahide beşinci nesil sistemler
Turna, beşinci nesil robotik cerrahi platformlarının yalnızca cerrahın el hareketlerini hassaslaştıran sistemler olmadığını belirtti. Bu platformların gelişmiş görüntüleme, daha yüksek cerrahi hassasiyet, dokunsal geri bildirim ve cerrahi verilerin daha etkin kullanılmasına imkan sağlayan özelliklerle geliştiğini kaydetti.
Yapay zekanın cerrahi görüntüleri, anatomik yapıları ve büyük miktardaki cerrahi veriyi analiz ederek ameliyat sırasında cerraha karar desteği sunabileceği ifade edildi. Robotik sistemlerle yapay zekanın bütünleştirilmesinin kişiye özel cerrahinin gelişiminde önemli bir adım olacağı belirtildi.
Turna ayrıca uygun seçilmiş, lokalize prostat kanserli hastalarda uygulanan fokal tedavilerin yalnızca hastalıklı veya kanserli odağı hedeflemeyi amaçladığını anlattı. Bu yaklaşımda prostatın sağlıklı bölümleri ile çevredeki kritik anatomik yapıların mümkün olduğunca korunması hedefleniyor.
Telecerrahiyle deneyimin uzak bölgelere taşınması
Diğer Kongre Başkanı Prof. Dr. Murat Binbay, ürolojideki yeni dönemin telecerrahi, tek port teknolojisi, robotik cerrahi ve robotik sistemlere entegre edilen yapay zeka destekli karar mekanizmalarıyla şekillendiğini söyledi.
Binbay, telecerrahinin cerrahın hastayla fiziksel olarak aynı ortamda bulunma zorunluluğunu ortadan kaldırabileceğini belirtti. Bu teknolojiyle ileri düzey robotik cerrahi deneyiminin, coğrafi mesafeden bağımsız olarak daha fazla hastaya ulaştırılmasının mümkün olabileceğini ifade etti.
Telecerrahinin özellikle ileri robotik cerrahi deneyiminin sınırlı olduğu bölgelerde sağlık hizmetlerine erişimdeki eşitsizlikleri azaltma potansiyeli taşıdığı kaydedildi. Bununla birlikte yöntemin yaygın klinik kullanımı için veri güvenliği, sorumluluk çerçevesi ve altyapı gereksinimlerinin dikkatle değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.
Binbay, tek kesiden gerçekleştirilen ileri robotik cerrahinin özellikle böbrek ve prostat kanseri ameliyatlarında hasta konforunu artırabildiğini söyledi. Gelecekte robotik sistemlerin anatomik yapıları tanıması, kritik bölgelere yaklaşıldığında cerrahı uyarması ve sesli komutlarla yönlendirilebilmesi öngörülüyor.
Dijital ikizle ameliyat öncesi planlama
IURES İkinci Başkanı Prof. Dr. Emre Huri, kişiye özel cerrahi planlamanın 3D baskı, dijital ikiz ve sanal gerçeklik teknolojileriyle geliştiğini belirtti. Bu teknolojilerin cerrahiyi tahmine dayalı bir süreçten milimetrik hesaplamaya dayanan bir planlama aşamasına taşıdığını söyledi.
Huri, dijital ikizi hastanın bir organının veya anatomik bölgesinin bilgisayar ortamında oluşturulan birebir kopyası olarak tanımladı. Modelin, hastanın radyolojik verilerine dayanan matematiksel ve geometrik bir yapı olduğunu aktardı.
Süreçte yüksek çözünürlüklü tomografi veya MR görüntüleri DICOM dosyaları olarak alınıyor ve özel mühendislik yazılımlarına aktarılıyor. Mühendisler ile doktorlar, kemik, damar, organ ve tümörleri özel algoritmalarla birbirinden ayırarak hastanın üç boyutlu, döndürülebilir ve içi incelenebilir dijital modelini oluşturuyor.
Cerrah bu model üzerinden tümörün damarlarla ilişkisini farklı açılardan inceleyebiliyor ve sanal neşterlerle ameliyat provası yapabiliyor. Sanal gerçeklik uygulamalarının, gerçek ameliyat sırasında karşılaşılabilecek sürpriz riskleri azaltmayı amaçladığı belirtildi.
Robotik cerrahide cerrahın rolü
IURES Başkanı Prof. Dr. Fatih Atuğ, uygun hastalarda uygulanan sinir koruyucu robotik cerrahinin prostat çevresindeki yapıların hassas biçimde ayrılmasına imkan sağlayabildiğini söyledi.
Atuğ, robotik cerrahinin açık cerrahiye göre daha az kan kaybı, daha düşük kan nakli ihtiyacı, daha küçük kesiler ve daha kısa hastanede kalış süresi gibi avantajlar sunabildiğini belirtti. Ancak ameliyatın başarısının yalnızca kullanılan robotla belirlenmediğini, cerrahın deneyimi, doğru hasta seçimi ve uygulanan tekniğin de önemli olduğunu vurguladı.
Atuğ, prostat kanserinin yaşla birlikte arttığını ifade ederek multiparametrik prostat MR'ının prostat bezini ve çevre dokuları farklı görüntüleme yöntemleriyle değerlendirdiğini anlattı. Bu yöntemin radyasyon içermediği, şüpheli alanların belirlenmesine ve uygun hastalarda hedefe yönelik biyopsi yapılmasına imkan sağlayabildiği belirtildi.
PSA yüksekliği bulunan her hastaya doğrudan biyopsi yapılması yerine kişinin risk profilinin değerlendirilmesinin önemine işaret edildi. MR görüntülerinde şüpheli alan görülmesi halinde MR-ultrason füzyon biyopsisiyle hedefe yönelik örnek alınabildiği ve böylece klinik olarak önemli prostat kanserlerini yakalama olasılığının artırılmasının amaçlandığı kaydedildi.